İZALE-İ ŞUYU DAVASI (ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI )
- الرئيسية
- مجالات العمل
- Miras Hukuku
- İZALE-İ ŞUYU DAVASI (ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI )
İZALE-İ ŞUYU DAVASI (ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI )
İzale-i Şuyu Davası ( Ortaklığın Giderilmesi Davası Nedir? )
Miras veya cebren satış gibi bazı hukuki durumlar, kişiler arasında mallar üzerinde elbirliği ile mülkiyet veya paylı mülkiyet şeklinde ortak olmalarına sebep olabilmektedir. Bu ortaklık, bazı durumlarda korunarak mallar üzerinde tasarruf edilebilinirken, bazı durumlarda taraflar bu ortaklık sıfatının ortadan kaldırılarak herkesin mallar üzerindeki haklarını alıp çekilmesini ya da hakların tamamının ya da bir kısmının bir ya da birkaç kişi üzerine bırakılmasını isteyebilirler. Bu hak dağılımı işlemleri elbette ilk olarak tarafların kendi aralarındaki müzakere ile çözümlenmeye çalışılmaktadır. Ancak taraflardan bir veya birkaçının fazladan hak talep etmesi veya hakkına razı olmaması gibi durumlarda taraflar bu hakların dağıtılmasını mahkemeden talep edebilmektedirler. Bu talebi oluşturarak açılan davalar eski adıyla izale-i şuyu yeni adıyla ortaklığın giderilmesi davasıdır.
1- Ortaklığın Giderilmesi Davasında Zorunlu Arabuluculuk Müessesesi
05.04.2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7445 Sayılı kanun ile ortaklığın giderilmesi davalarında zorunlu arabuluculuk şartı getirilmiştir. Yani 2023 yılı Nisan ayına kadar tarafların ortaklığı sonlandırmak istemeleri durumunda doğrudan mahkemede dava açılabiliyorken, artık tarafların arabulucuya başvurmadan direk dava açması halinde davaları kabul edilmeyecek, yani dava usulden reddedilecektir. Burada kanun koyucunun amacı elbette mahkemelerin yükünü azaltmakla birlikte, hukukçular vasıtası ile yürütülen arabuluculuk süreçleri ile tarafları doğru müzakere usulüne davet ederek, bir yandan da sulhün sağlanmasıdır. Arabuluculuk süreçleri netice itibari ile, tarafların kendi hakları üzerinde, rızaen tasarrufta bulunmalarıdır. Dolayısıyla, haklarının kapsamını ayrıntılı olarak bilmeleri ve buna göre arabulculuk süreçlerinde makul ve mantıklı kararları vermeleri çok önemlidir. Bu doğrultuda izale-i şuyu davalarının bilhassa arabuluculuk süreci olmak üzere baştan sona bir hukukçu desteği ile yürütülmesi tavsiye olunur.
2- Ortaklığın Giderilmesi Davasını Kimler Açabilir?
TMK m. 642 ile mirasçılardan her birine her zaman mirasın paylaşılmasını isteme hakkı tanınmaktadır. Ancak TMK m. 698 gereği bu hakkın kullanımını engelleyen 3 durum bulunmaktadır. İlgili hüküm şu şekildedir:
“Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir. (…) Uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamaz.”
Bu hükümden anlaşılacağı üzere paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğünün bulunması halinde, paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması halinde, uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulursa izale-i şuyu davası (ortaklığın giderilmesi davası) açılması mümkün olmamaktadır.
3- Hangi Durumlarda Ortaklığı Devam Ettirme Yükümlülüğü Bulunmaktadır?
A- Kanun Gereği (Bebek Nedeniyle)
TMK m. 643’e göre mirasın açıldığı tarihte, gelecekte mirasçı olması muhtemel bir cenin (bebek) mevcut ise paylaşma onun doğumuna kadar ertelenmektedir.
Nitekim, bebeğin doğumunu beklemeden paylaşmanın gerçekleşmesi halinde bebek sağ olarak doğduğu takdirde yapılan paylaşmanın geçersiz sayılmasını ve tekrar paylaşma yapılmasını talep hakkına sahip olmaktadır.
B- Hâkim Kararıyla (Terekenin Değerinin Düşmesi Nedeniyle)
TMK m. 642’ye göre derhal yapılacak bir paylaşma, paylaşım konusu malın değerini önemli ölçüde azaltacak ise mirasçılardan birinin istemi üzerine paylaşımın ertelenmesine karar verilmesi mümkün olmaktadır.
Bu hüküm gereği hâkim, tereke malının tamamının paylaşımının ertelenmesine karar verebileceği gibi bazı malların paylaşımının ertelenmesine de karar verebilmektedir. Bu durumda paylaşımı ertelenen mallar üzerinde miras ortaklığının devam etmesi sonucu doğmaktadır.
C- Sözleşme (Uzatılmış Miras Ortaklığı Sözleşmesi)
Mirasçılar tarafından sözleşme serbestisi ilkesi gereği yapılacak TBK m. 19 anlamında bir sözleşme ile paylaşmayı erteleme hususunda anlaşılması mümkündür. Bu hususta yapılacak sözleşmenin, paylaşmanın sona ermesine kadar akdedilmesi mümkündür.
Ancak bu hususta yapılacak bir sözleşme ile paylaşmayı isteme hakkının en fazla 10 yıl ertelenmesine imkân tanınmaktadır. Öyleyse, 10 yılı aşacak şekilde devam ettirme yükümlülüğünü öngören sözleşmeler aşan kısım için "kısmi dikey hükümsüzlük” ilkesi gereği geçersiz olmaktadır.
Öğretide yer alan görüşe göre, açık bir sözleşme olmaksızın uzun yıllar paylaşım talep etmeyerek fiili olarak ortaklığı devam ettirme miras ortaklarının paylaşmayı ertelemeye yönelik bir örtülü sözleşme yaptıkları anlamına gelmemektedir.
4- Miras Bırakan Kişi Kendisinden Sonra Ortaklığın Giderilmesi Davasının Açılmasına Engel Olabilir mi?
Muris, ölüme bağlı bir irade beyanı açıklayarak, mirasının paylaşılmasını süresiz olmasa da, belirli bir süre için erteleyebilmektedir. Ancak tamamen yasaklaması kanuna aykırı olduğu için geçersiz olmaktadır.
Muris paylaşmayı ertelemeye ilişkin tasarrufu bir “yüküm – mükellefiyet (TMK m. 515)” veya “olumsuz bir paylaştırma kuralı (TMK m. 647)” olarak koyabilmektedir.
Bu durumda paylaşma ancak mirasçılar tarafından oybirliği ile anlaşılması halinde gerçekleşmektedir.
5- İzale-i Şuyu Davasında Mahkeme Nasıl Karar Verir?
Öncelikle taraflar izal-i şuyu davasını açtıkları zaman isterlerse malların tümünün paylaştırılmasını veya bir kısmının paylaştırılmasını isteyebilirler. Ancak terekenin kısmen paylaşılması durumunda miras ortaklığı sona ermemektedir. Taraflar paylaştırılmayan mallar üzerinde ortak olmaya devam edeceklerdir.
Taraflar mahkemeden; aynen taksim yolu ile ortaklığın giderilmesini yahut satış yolu ile ortaklığın giderilmesi yönünde taleplerde bulunabilirler.
1. Aynen Taksim Suretiyle İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi)
İzale-i şüyu davasının tarafları malı nasıl bölüştüreceklerine anlaşarak dava sırasında bu antlaşmayı hakime bildirebilirler. Hakim bu antlaşma doğrultusunda ortaklığın giderilmesine karar verebilir. Taraflar malın paylaşılması konusunda anlaşmazlarsa maldaki ortaklığın ya satış suretiyle ya da aynen taksim yoluyla giderilmesi gerekir.
Ortaklığın giderilmesi davasında malın aynen taksimi için taraflardan yalnızca birinin talepte bulunması yeterlidir. Taraflardan biri ortak malın aynen taksim edilerek ortaklığın giderilmesine karar verilmesini isterse, hakim öncelikle aynen taksim şartlarının bulunup bulunmadığını araştırmalıdır (MK md. 699/2).
Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ve tarım arazilerinin niteliği ile imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.
Aynen bölünerek paylaştırmanın (taksimin) mümkün olması durumunda bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde eksik değerdeki parçaya para (ivaz) eklenerek denkleştirme sağlanır. Paydaşlar arasında anlaşma olmadıkça hakim kendiliğinden bazı taşınmazların bir kısım paydaşlara, kalanın diğer paydaşlara verilmesi şeklinde aynen bölünerek paylaştırmaya karar veremez.
Eğer taşınmaz malda kat mülkiyeti kurmak mümkünse, hakim kat mülkiyeti kurulup kurulamayacağını çok iyi araştırmalıdır. Kat mülkiyetinin kurulması mümkün olan bir taşınmaz malda satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilemez.
2. Satış Suretiyle İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi)
Taşınmazın aynen taksimi mümkün değilse ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilir. Taşınmaz malın satışı, mahkeme vasıtasıyla değil satış memurluğu veya icra dairesi marifetiyle yapılır. Satış açık arttırma yoluyla yapılmalıdır. Ancak tüm paydaşlar bir araya gelerek satışın ortaklar arasında yapılması hususunda oybirliğiyle anlaştıkları takdirde satış yalnızca ortaklar arasında yapılır.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik ( %… ) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.(Y14HD-K.2021/398)
6- Taraflardan Birinin ya da Birkaçının Daha Fazla Hak Talep Etmesi Durumunda Ne Olur? / Muhdesatın Aidiyeti Nedir?
Ortaklığın giderilmesi davasının konusu taşınmazda bulunan bina, ağaç, tesis gibi bütünleyici parçalar üzerinde mülkiyetin kime ait olduğu hususu ortaklar arasında tartışma konusu ise, yahut mirasçılardan bazıları fazladan hak talep ediyor ise bu uyuşmazlığın ayrı bir dava açılmak suretiyle giderilmesi gerekir. Uygulamada bu davalara “muhdesatın aidiyetinin tespiti davası” denilmektedir. Bu davanın açılması halinde, izale-i şuyu davası yargılamasında, muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının sonuçlanması bekletici mesele yapılır. Çünkü, taşınmazda yer alan bütünleyici parçalar (muhtesatlar) üzerindeki mülkiyet hakkı tespit edildikten sonra bütünleyici parçalar da dahil edilerek ortaklığın gideirilmesi gerekir.
DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN...